Geçtiğimiz on yıl içerinde insansız araçlar her geçen gün gelişmeye devam etti. Şüphesiz ki bunların içerisinde en çok dikkat çeken ve ses getirenler dronelar oldu. Her yeni teknoloji fuarında bir başka çeşidini tanıdığımız bu araçların, sizin de bildiğiniz üzere küçüğü makbul. Daha küçük drone; daha az enerji ve daha kolay hareket demek. Ancak boyutun ufalması ile teknolojik aletlerin en önemli sıkıntısı da ortaya çıkıyor: Enerji. Bu sorunu ortadan kaldırmak amacıyla hayvanları kontrol deneyleri yapılıyordu. İlk sayborg drone da bu şekilde karşımıza çıktı.

Cambridge, Massachusetts’te bulunan Ar-Ge şirketi Draper, enerji sorununu ortadan kaldırmak adına mekanik bir sistem yerine organik bir şey ortaya çıkarmaya çalıştı. Oldukça ufak ama hızlı ve rahat manevralar ile uçabilen yusufçuk böceğini tercih eden Draper, geliştirdikleri bir sırt çantası ile kontrol edilebilir hale getirdi. Daha önce biraz daha büyük böceklerde ve fare vb. hayvanlarda benzeri deneyler yapılmıştı ancak yusufçuk böceği gerek boyutu gerekse uçabilir olması ile benzerlerinden ayrılıyor.

Böcekler sayborg drone haline getirilebilir mi?

Minyatüre edilmiş navigasyon, sentetik biyoloji ve nöroteknoloji kullanılarak hazırlanan sırt çantası DragonflEye, böceğin sinir sistemini genetik olarak değiştirerek ışık darbelerine tepki verir hale getiriyor. Yusufçukta bulunan özel direksiyon nöronu üzerine çalışan Draper, bu internöronun, kanatların kas kontrolünü koordine ettiğini ve istikrarlı uçuşu sürdürdüğünü tespit etti. DragonflEye; normal şartlarda ışığa duyarlı olmayan bu nöronları, optogenetik uyarı adı verilen ışık darbeleri ile yakındaki nöronları ve kasları istismar etmeden tam olarak harekete geçirebiliyor. Bu şekilde de yusufçuğun yükleri taşımasına, gözetim yapmasına ya da bal arılarının tozlaştırmasını daha iyi seviyeye getirmesine imkân verilebilir. Yusufçuğun sırtına takılan bu çanta, böceğin otonom dolaşması esnasında güneş enerjisi üretiyor. Bu sayede de direksiyon nöronların uyarılmasını ve topladığı verinin harici bir baz istasyonuna iletilmesini sağlıyor.

DragonflEye
DragonflEye

Yaklaşık 600 miligram ağırlığında olan ve ivmelenmeleri 9 g s’ye kadar çıkabilen yusufçukların benzeri bir mekanik cihaz oldukça verimsiz olacak ve çok küçük miktarda güç kaynağı taşıyabilecektir. Bu da çok daha kısa uçuş süresi demek. DragonflEye projesi, yusufçuğu kullanarak uçuş için enerji harcamamış oluyor. Tek ihtiyacı olan navigasyon ve veri iletimi için gerekli düşük miktarda bir enerji.

Sonuç olarak bu proje ile yarı organik yarı yapay bir sayborg böcek ortaya çıkıyor diyebiliriz. Şuanda teknolojimizin o boyutta bir drone yapmaya müsait olmayışı bir canlıyı bu şekilde kullanmayı haklı çıkarır mı sorusu aklımıza gelmiyor değil. Proje şimdiden sosyal medya üzerinde olumsuz tepkiler almaya başladı. Proje ekibi amaçlarının geniş bir yelpazede böcekleri çevresel sensörlerle donatmak ve tozlaşma gibi önemli davranışları potansiyel olarak yönlendirecek bir minyatür teknoloji ortaya çıkarmak olduğunu söylüyor. Henüz çalışmanın başında olan ekip, projeyi ilerletme konusunda ise kararlı gibi duruyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here