Şimdiye kadar kişiliğinizi yansıtacak bir akıllı saat bulamadıysanız, belki de bu yazımızı okumalısınız. İşte karşınızda akıllı saatler arasındaki farklı tarzıyla ön plana çıkan Pebble Time.

Eğer renkli ve hala biraz atari dünyasında yaşayan, Star Wars filmleri tutkunu, hafif ‘inek’ bir kişiliğe sahipseniz, aradığınız akıllı saat bu olabilir.

Peki nedir bu saati diğerlerinden farklı kılan?

Öncelikle birkaç genel özellikten bahsederek incelememize başlayabiliriz.

Özelliklerimiz şöyle:

  1. Kickstarter ekibinin en önemli ürünlerinden biri olan saat hakkında öncelikle ilk bilmeniz gereken şey ekranın diğer akıllı saatlerden oldukça farklı olduğu. Diğer saatlerde kullanılan LCD ve AMOLED ekranlardan farklı olarak, Pebble Time tıpkı e-kitap okuyucularında olduğu gibi e-kağıt ekran kullanıyor.

Önceki Pebble modellerinde sadece siyah beyaz ekran kullanılırken, bu yeni modelde artık ekranımız tıpkı atari günlerinde olduğu gibi 8-bit renklere sahip. Ekran boyutu ise 1.25 inç.

Ekran Gorilla Glass 3 ile korunuyor, yani bu demek oluyor ki darbelere ve çiziklere karşı oldukça dayanıklı.

Ancak ekranın etrafını saran, eski televizyonları andıran gri çerçeve için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil: Maalesef çizilmelere oldukça açık.

  1. Yine diğer akıllı saatlerden farklı olarak, dokunmatik değil tuşlu bir yapıya sahip.

Saati, solunda bir ve sağında üç olmak üzere toplam dört tuşla kontrol ediyoruz. Dokunmatik ekrana sahip akıllı saatlerden farklı olarak, bir tuşa basıyor olmak daha güzel hissettiriyor diyebilirim.

Sağ tarafta, tuşların altında ise mesajlarınızı cevaplayabilmeniz için eklenmiş olan bir mikrofon da bulunmakta.

Ancak maalesef saatin Türkçe arayüz desteği bulunmadığı için yalnızca İngilizce olan konuşmaları algılayabiliyor. Bu yüzden İngilizce bilmeyenler için bir artısı olmasa da, eğer iş hayatınızda ya da günlük yaşamınızda İngilizceyi sık kullanan biriyseniz sizin için kullanışlı olabilir.

Pebble Time
Pebble Time
  1. Yine en önemli özelliklerinden biri olarak su geçirmezlikten bahsedebiliriz. Suyun 30 metre altına kadar su koruması sağlayan bu saatle, çıkarmaya gerek kalmadan rahatlıkla duş alabilir veya yüzebilirsiniz.

Suya korumalı olduğundan bahseden ama ‘yine de’ su altında kullanmamanızı tavsiye eden Apple’a karşı, en azından bu alanda bir sıfır önde diyebiliriz.

  1. Saat oldukça hafif, silikon kayışlar dahil 42.5 gram ve bu da saatin kolunuzda olduğunu unutturacak kadar hafif demek, tabii bir bildirim alıp da saat titreşene kadar.

Daha oturaklı saatler yapmayı seçen rakiplerine oranla önemli bir farklılık diyebiliriz.

Silikon kayışlar oldukça rahat ve elastik. Ayrıca kolayca sökülebilir biçimde, yani istediğiniz zaman 22 mm’lik kayışlar ile değiştirebilirsiniz.

Pebble Time - Arka kasa
Pebble Time – Arka kasa
  1. Saat yaklaşık olarak 7 gün pil süresi sunuyor ki bu en fazla iki gün kullanım sunan diğer saatlere bakılırsa devasa bir gelişme demek. Ama tabii birazdan bahsedeceğimiz özelliklerle ihtiyacımızı büyük oranda karşılasa da, diğer Android ve Apple saatler ile teknoloji olarak kıyaslamak pek de doğru olmaz.

Bu kadar büyük enerji farkının sebebini ise sanırım öncelikle e-kağıt ekran kullanılmasında bulabiliriz.

Pil süresinden bahsetmişken, nasıl şarj olduğundan da kısaca bahsedelim.

Saat, arkasında ikisi şarj noktası ve diğer ikisi de mıknatıs olmak üzere 4 küçük nokta barındırıyor.

Bataryayı, saatle birlikle gelen mikro şarj kablosuyla yaklaşık olarak 1 saat gibi kısa sürede tamamen doldurabiliyoruz.

Genel özellikleri bitirdiğimize göre artık saatimize daha yakından bakabiliriz:

Pebble Time - Zaman Tüneli
Pebble Time – Zaman Tüneli

Pebble ile Zamanda Yolculuk

Hayır, bu sefer 8-bit, atarivari ekrandan bahsetmeyeceğim.

Bu seferki konumuz yine Pebble’ı Pebble yapan özelliklerden biri olan ‘Zaman Tüneli’.

Uygulamalardan kısaca bahsedecek olursak, –her hangi bir değişiklik olmadıysa– saat elimize ilk aldığımızda içinde 8 uygulama barındırıyor.

Bunlar haricinde 8bine yakın uygulama içeren uygulama kütüphanesinden 50 tanesini aynı anda saatinizde bulundurabiliyorsunuz.

  • Pebble Time, bir saat olmanın ilk şartının hakkını vererek bizlere hiç yok olmayan bir saat arayüzü de sunuyor.

Hatta öyle ki bataryanız bittiğinde bile, siyah beyaz bile olsa, birkaç saat süresince size saati göstermeye devam ediyor.

Ayrıca bu saat arayüzünün özelleştirilebilir olduğunu da söylemeliyiz.

Uygulama kütüphanesinde binlerce saat arayüzü bulabilirsiniz, hatta kendi yaptığınız saat arayüzünü bile kullanabilirsiniz.

Seçimize göre bu arayüz size günün hangi diliminde olduğunuzu güneş ve ay gibi görsellerle belirtebiliyor.

Bunun dışında sağdaki alt ve üst tuşları kullanarak zaman tüneline geçiş yapabiliyoruz.

Alt tuşa basarak, daha önce yüklediğiniz uygulamalarınız ve telefonunuzda eşleşmiş olarak bulunan takvimleriniz sayesinde, ‘şu anda’ hangi etkinliklerin gerçekleştiğini kolayca görebiliyorsunuz.

İlk bastığınızda takviminize kayıtlı olan etkinlikleri, güneşin saat kaçta doğduğunu ve battığını gösteren zaman tünelinde, yüklediğiniz uygulamalara göre maç skoru ve hava durumu gibi bilgileri de öğrenebiliyorsunuz.

Alt tuşa ne kadar basarsanız o kadar geleceğe gidiyorsunuz. Ayrıca üst tuşa basarak da geçmişe dönerek, kaçırdığınız veya unuttuğunuz etkinlikleri rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Yine eklediğiniz uygulamalara göre maillerinize, cevapsız aramalarınıza, mesajlarınıza ve günün haber başlıklarına kısaca göz atabiliyorsunuz.

Özellikle maillerinizin başlıklarını kısaca saat ekranından okuyarak, önemsiz mailler için telefonu gereksiz yere elinize alma derdinden kurtulabilirsiniz.

Gün içindeki telefon kullanımınızı bu tür ufak numaralarla oldukça azaltabilirsiniz.

Ayrıca Whatsapp gibi uygulamalardan gelen mesajları, daha önceden telefon üzerinden belirlediğiniz kısa hazır mesajlarla kolayca cevaplandırabiliyorsunuz.

Mesajlara emojilerle de cevap verebiliyorsunuz. Hatta eğer mesajı aldığınız kişi, İngilizce anlaşabileceğiniz arkadaşlarınızsa, mesajınızı saat üzerindeki mikrofon sayesinde İngilizce konuşarak yazıya dökerek gönderebiliyorsunuz.

Pebble Time - TripAdviser
Pebble Time – TripAdviser

Uygulama kütüphanesinde Evernote, TripAdviser ve Uber gibi oldukça önemli geliştiricilerin de bulunduğunu söyleyelim.

Evernote’da uygulamayı tam işlevleriyle kullanamıyor olsanız da, Uber uygulamasında ekranın ortasındaki kocaman taksiye tıklayarak kolayca taksi çağırabiliyorsunuz ve aracın nerede olduğunu kontrol edebiliyorsunuz.

Çocuksu Bir Kişiliğe Sahip Arayüz

Ara geçişlerde göreceğimiz karakterler Pebble’ın kişiliğinin önemli bir parçası.

Bazen saate arayüz ya da uygulama eklemek istediğimizde yüklenmesi birkaç saniye alabiliyor. Ya da bir uygulamayı kullanacağımız zaman açılması biraz vakit alabiliyor.

Burada da Pebble’ın sevimli kişiliği karşımıza çıkıyor ve –çok da uzun olmayan– süreci beklerken, bizleri sıkılmamızı engelleyecek güler yüzlü karakterlerle karşılıyor.

Bu tür geçiş animasyonları Pebble’ın varlığının nedeni diyebiliriz. Saati güzel kılan özelliklerden bir tanesi bu ve çocuksu çekiciliği de buradan geliyor.

Pebble Time - Şirin Arayüz
Pebble Time – Arayüz

Uygulamalara sağdaki orta tuşa basarak erişiyoruz ve eğer dilersek üstteki ve alttaki tuşlara uzun basarak kısayol olarak uygulama atayabiliyoruz.

Önceki Pebble saatleri daha çok bildirim tabanlıydı ve zaman tüneli seçeneği yoktu. Pebble Time’da ise zaman tüneline ek olarak, bildirimler de hala oldukça önemli bir yer tutuyor.

Telefondaki uygulama vasıtasıyla, saat üzerinde hangi uygulamalardan bildirim almak istediğinizi kolayca seçebiliyorsunuz ve haftalık ya da günlük periyodlarla sessize alabiliyorsunuz.

Yine güzel bir uygulamadan bahsedecek olursak, saatin uyku kalitesini ölçen uygulamasını oldukça ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim.

Saatle birlikte uyuduğunuzda, vücudunuzun hareketsiz kaldığı süreyi uyku başlangıcı olarak belirleyen saat, sabah –ya da hangi saat diliminde uyanıyorsanız– uyandığınızda size kaç saat uyuduğunuzu ve bu sürenin ne kadarının kaliteli uyku olduğunun bilgilerini sunuyor. Bunu da uyurken ne kadar hareket ettiğinize bağlı olarak hesaplıyor.

Yine saatinizden, çalışma mesafesi diğer saatlerden daha kısa olsa da, telefonunuzdaki müzik çaları rahatlıkla kontrol edebiliyorsunuz: olur da uykuya dalmanız için rahatlatıcı müzik dinliyorsanız…

Ayrıca alarm sisteminin de oldukça güzel olduğunu söyleyebilirim. Saat etrafınızdaki kimseyi rahatsız etmeden, kolunuzda titreyerek sizi uyandırıyor. Oldukça kullanışlı özelliklerden bir tanesi diyebilirim.

Pebble Time - Vu Pulse
Pebble Time – Vu Pulse

Şirin Ama Hisleri Pek Kuvvetli Değil

Bu kadar iyi özelliğin yanında, belki de saati, yazıda birçok kez gördüğünüz kelime olan ‘kişilik’ olarak kendime yakın bulmamdan dolayı bu kadar övsem de sensörler konusundaki eksilerinden bahsetmemek yanlış olur.

Öncelikle ilk bahsetmek istediğim ekran aydınlatması ve bu yüzden ekran hakkında da birkaç ufak bilgi daha eklemeliyim sanırım.

Ekran renkleri diğer akıllı saatlerde göreceğiniz renklerden daha yumuşak. Yani pek de diğer mecralarda alışageldiğimiz keskin renkleri burada göremeyeceğiz. Ama tabii bunu kötü bir şey olarak söylemiyorum. Yine Pebble’ın karakterine uygun olarak tasarlanmış diyebilirim.

Ama asıl gelmek istediğim nokta şu:

Ekranın kontrast değeri biraz düşük. Bu yüzden de ekranın arkasına soldaki tuşla birlikte birkaç saniyeliğine aktif olan yumuşak mavi bir ışıklandırma yapılmış.

Bu ışıklandırma aynı zamanda bileğinizi salladığınızda da aktif oluyor ancak sorun şu ki çok da doğru biçimde çalışmayabiliyor. Bazen daha sert ya da iki kez sallamanız gerekebiliyor, bu da pek hoş bir şey değil. Ayrıca aydınlatma süresi de oldukça kısa. Bunu üçüncü parti yazılımla çözebiliyor olsanız da, bu kadar basit bir özellik için uygulama indirmek anlamsız olabiliyor.

Ekran gün ışığında rahatça görünebiliyor. LCD ve AMOLED gibi parlak bir ekrana sahip olmasa da yeterli bir düzeyde denilebilir.

Yine sensörlerden bahsedecek olursak, saat kalp ritminizi ölçecek bir sensöre sahip değil. Akıllı saatlerin fitness konusunda en çok atılımın yapıldığı giyilebilir cihazlar olduğunu düşünürsek, bir akıllı saat için yine pek de hoş bir özellik değil.

Neyse ki bu saat için üretilmiş, üçüncü parti bir ‘kılıf’ olan “TYLT VU Pulse” ile bu özelliği telafi edebiliyorsunuz ancak bu da size 45 dolar civarında ekstra bir maliyete sebep oluyor.

Üstteki görselin bu kılıfla gelen özelliğe ait olduğunu hemen belirtelim.

Tabii bu kılıfın kablosuz şarj özelliğini de saatinize eklediğini belirtirsek daha alınabilir olabilir. Ancak saatin pili kablosuz şarj özelliğiyle, kabloya nazaran iki kat daha uzun sürede doluyor.

Pebble Time - Üç renk
Pebble Time – Renkler

Alalım mı Almayalım mı?

Açıkça söylemek gerekir ki, ben saati beğendim.

Saat birçok işinizi rahatlıkla görüyor ve kendine özgü bir tarzı da var. Diğer akıllı saatlerden eksik kalan yerlerini de en son kısımda belirttim.

Bu biraz ihtiyaç meselesi olduğundan, eğer saat ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek bir düzeydeyse neden olmasın?

Ancak yine de –internette gördüğüm en düşük teklif olan–  480 liralık fiyatı ve alınabilecek diğer Android alternatifleri düşünüldüğünde, fiyat bu özellikler için biraz fazla olarak gözükebilir.

Apple tarafından bakacak olursak da fiyat olarak oldukça düşük diyebiliriz.

Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki bazı uygulamalar, Apple’ın izlediği, Android’e nazaran daha kapalı geliştirici politikasından dolayı Android’de çalıştığı kadar iyi çalışmıyor.

Bu arada saatin siyah, beyaz ve kırmızı olmak üzere üç rengi olduğunu belirteyim.

Şimdilik diyeceklerim bunlar.

Biraz uzun bir inceleme oldu. Umuyorum akıllı saat tercihinizde yardımcı olabilmişimdir.

Yazının altına teknik özelliklerle ilgili bir de ufak görsel ekliyorum.

Tercih sizin,

Sevgiyle kalın.

Pebble - Teknik Özellikler
Pebble – Teknik Özellikler

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here